Kolaysehir.com Firma Rehberi.

Sultanlar Şehri Edirnede Ne, Nerede Yenir? | Kolaysehir.com Firma Rehberi.

Sultanlar Şehri Edirnede Ne, Nerede Yenir?

“Edirne Köprüsü Taştan, Sen Çıkardın Beni Baştan” türküsünü ben yazmış olsaydım, hiç şüphesiz ki Edirne tava ciğeri için yazardım. Sırf bu lezzeti yemek için bile Edirne’ye gelinir. Benim gibi ciğerle arası hep limoni olan birine bile ciğer sevdiren, çıtır mı çıtır tava ciğeri. Edirne tava ciğeri, daha az sinirli olduğu için dana ciğerinden yapılıyor. Taze ciğer yıkanıyor, temizlenip, ince ince kesiliyor. Sadece una bulanıp, kızgın ve bol yağda kızartılıyor.
lets-go-edirne-03-825x600

Edirne merkezde, çarşının orada iki dükkandan biri ciğerci desem yeridir. Hepsinin üzerinde başka yerde şubemiz yoktur ve kalın kalın yazılmış meşhur tabelaları da eksik değil elbette. İşin doğrusu hepsi de dolu. Fakat bunlardan iki tane var ki namı il sınırlarını aşmış, önünde kuyruklar oluşuyor… Biri Aydın Usta diğeri de Kazım ve İlhan Usta. İkisi de denenecek, hem de aynı gün denenecek mecbur!

İlk olarak yolumun üzeri diye, Aydın Usta ile başlıyorum. Minicik ve tatlı bir dükkan. Duvarlar daha önce Aydın Usta’ya gelip ciğer yemiş ünlü kişilerin fotoğrafları ile dolu, malum… Saat daha sabahın on buçuğu, Aydın Usta servise yeni başlıyor, içeride beş altı masa dolu. Bu saatte de ciğer mi yenir diyorum içimden, sanki kendim yemeyecekmişim gibi. Yemeyeceğim, sadece tadına bakıp, nasıl yapıldığını öğreneceğim diye cevap veriyorum iç sesime…Şanslıyım ki yer var zira bir saat sonra kapının önü kuyruk olacak. Elimde fotoğraf makinesini görünce herkes fır dönüyor etrafımda. Şakalar yapıp, poz verme çabaları peşi sıra tüm ekipte. Usta tava ciğeri nasıl yapılır gösteriyor. Önceden temizlenip, ince ince kesilmiş dana ciğerlerini una atıyor, oradan da doğru geniş ve yayvan tencere içindeki kızgın yağa. Fazla değil 2 dakika sonra yağdan çıkartıp servis ediyor. Yanında kızarmış, kuru ve acı Edirne biberi ile birlikte. Ben de az ciğer söyleyip masaya oturuyorum. Acı biber sosu, odun ekmeği ve domates geliyor garnitür olarak. Hemen üzerine de ciğerim ve biberler. Bir ısırık almamla tüm tabağı bitirmem bir oluyor. Ciğerler 2 dakikada kızardıysa, ben 1 dakikada tabağı silip süpürüyorum. Az ciğere 6 TL verip masadan kalkıyorum. Evet, Aydın Usta boşuna meşhur değilmiş diye düşünüyorum ve bu kadar güzel ciğerden sonra işin doğrusu Kazım Usta’nınkini daha da merak ediyorum.İstikamet doğru Kazım ve İlhan Usta.1964 yılından günümüze hizmet veren Kazım Usta Balık Pazarı’nın hemen orada yer alıyor. 2 katlı, büyükçe sayılabilecek tertemiz bir yer. Kazım Usta’da da aynı Aydın Usta’daki gibi, ciğerler hemen girişte, açık yerde pişiriliyor. Başından sonuna izleyip, nasıl yapıldığı görülebiliyor. Masama geçerken buzdolabındaki tava yoğurdu dikkatimi çekiyor. Soruyorum, günlük olarak gelirmiş, Kazım Usta için özel yapılırmış ve manda sütü varmış içinde. Hem yoğurttan hem de ciğerden azar azar istiyorum. Önden yoğurt geliyor. Kaymak gibi, taptaze, nefis bir yoğurt. Peşinden hemen ciğer ve yine kızarmış, acı Edirne biberleri. Heyecan dorukta, önce ciğeri tadıyorum. Kendimi istem dışı, o meşhur klişe repliği düşünürken buluyorum; “Aman Allah’ım bu ciğerse, bugüne kadar yediklerim neydi?” Tek kelimeyle muhteşem! Bu, kesinlikle şimdiye kadar yediğim en lezzetli ciğer. İkinciyi söylememek için kendimi zor tutuyorum. Neyse ki iradem, aç gözüme galip geliyor. Lezzet on numara ama servis elemanları biraz asabi. Ne yalan söyleyeyim ha tersledi ha tersleyecek diye, diken üstünde yedim güzelim ciğeri. Ciğere iltifat etmem bile gülümsetmedi kimsenin yüzünü. 1 su, az yoğurt ve az ciğere 12 TL verip çıktım.Güne ciğerle başlayamam muhakkak peynir, ekmek, yumurta, bal, reçel yiyip, çay, kahve içmem lazım diyenlerdenseniz. Meriç Nehri kıyısındaki kahvaltıcılar tam size göre. Manzara şahane, hem yemyeşil ağaçlar içinde, hem de nehir kenarında. Soğuk günlerde odun sobalarını yakıp, çayları da üzerinde demliyorlar. Tam çay üstüne çay içmelik huzur bahçeleri… Kahvaltı etmezseniz de tatlı ya da çay-kahve içmek için mutlaka gidilmeli.Edirne’nin bir lezzeti daha var ki, ona da muhakkak yer bırakmak gerekiyor. O da meşhur Edirne köftesi. Özellikle de Köfteci Osman’ın köftesi. Ciğerleri sabah yiyip, tüm gün de yürüyünce akşam köfte yemek için içim rahattı. Köfteci Osman 1988 yılında başlamış mesleğine. İlk yeri, Selimiye Camii‘nin orada… Küçük ve çok şirin bir yer. Köfteci Osman’ın köfteleri hayvanın en lezzetli yerinden, kaburga etinden yapılıyor çünkü buttan, koldan köfte olmaz diyor. Soğanı elde, pirinç tanesinden küçük kıyıyor, sarımsak kullanmıyor. Hakiki kömür ateşinde pişen köfteler asla kurumuyor. Pembe renkli ve içi sulu kalıyor. Köfteci Osman’ın köfteleri şişman, sulu ve nefis, yanında bol zeytinyağlı piyazla daha da güzel oluyor.

KAYNAK:İnci Özay Hatipoğlu

85 kez görüntülendi. / 6 ay önce eklendi.

  • Scroll